Saturday, July 2, 2016

Hizmet ve Üslup Hakkında Bazı Mülahazalarımı Şamildir -1

“Şahsın üslub-ı beyanı, şahsın timsal-i şahsiyetidir
                                                                              Said Nursi

Eskiler üslub yok esalib vardır demişler.
Sonra, usül esasa mukaddemdir demişler.
Söyleyişin, söylemin önüne geçtiğini, veya en az onun kadar mühim olduğunu vurgulayagelmişlerdir. Bu meyanda, gerek sözlü kültürümüzde, gerekse hikemi divan edebiyatımızda zengin bir müktesebat var! Oralardan üslup kuramları çıkarılabilir.
......
Gelelim yazımızın başlığına: Hizmet ve üslup.
Hizmet Hareketi, nev-i sahsına mahsus ve münhasır bir hareket.
Bidayetinden itibaren, diline ve üslubuna özen göstermiş bir hareket. Yaklaşık olarak yarım asırlık tarihinde, kendi içinde dil, üslup ve kültür karekteristikleri vücuda getirebilmiş bir hareket…
…….
Malum süreç’te hareketin dili ve üslubu sorgulandı. Hareketin hem içindekiler, hem de dışındakilerce... Evet, hep tartışılıyor: Hizmet Hareketi, süreçte algıyı iyi yönetemedi. Halka hitap eden mesajlar üretemedi. Kimi zaman çok yumuşak, kimi zaman da çok sertti!

Geçen üç yıllık zaman zarfında, Hareket’in dil ve üslubunun siyasette, matbuatta, halk nezdinde, Hareket’e gönül verenlerin kendi aralarında….nasıl ve hangi suretlerde biçimler aldığını görme imkanları elde ettik; bu dil ve üslubun hangi mahiyetlere bürünebildiği, esnekliği, rijitliği hakkında genişçe gözlem ve malumat sahibi olduk. İleride bu önemli malzeme daha iyi değerlendirilecektir.

…….

Öncelikle şunu kaydedelim ki, Hizmet Hareketi’nde tekelci bir sesin olmadığı, bilakis çeşitli üslupların, telakkilerin, kavrayışların, tavırların… sözkonusu olduğu ayan beyan görüldü. İlahiyatçı ile Sosyal Bilimci vakaları gayet tabii birbirinden farklı değerlendirdi. Bakalım, bunun tastamam bir zenginlik olduğu kayıtsız şartsız, önyargısız… ne zaman kabul edilecek!

Hareket’in dilini belirleyen iki üç temel unsur var: 
Risale-i Nurlar, 
Fethullah Gülenin yazı ve sohbetleri, 
Hareket medyası, hassaten de Zaman Gazetesi ve Sızıntı Dergisi…

Bu dil ve üslub, Türkiye’deki diğer dini cemaat ve gruplarla mukayese edildiğinde kısmen kristalize olmuş bir dil ve üslubtur; genel anlamda da, istisnaları olmakla birlikte, gerek kelime kadrosu, gerek cümle kurgusu, yapısı, tonlaması... ile emsallerinden üst düzeydedir denebilir. Kendi içinde kodları, özel anlamları ve anlaşma ve anlama biçimleri de ihtiva eden kapalı mahiyetli bir dil. Sembolleri, ritüelleri, mecazları, istiareleri, teşrifatı… da olan…
Bilenler bilir, bu dilin asıl şekline ben, “letafetli ve halavetli, maneviyat debisi yüksek bir lisan”; mihaniki ve rutin şekline ise, Hizmet Dili ve Edebiyatı diyorum. Ki bu bir bahs-i diğer.

…..

Yine bir bahs-i diğer husus da, bu dilin, irfan üretebilme ve daha otantik münasebetler inşa edebilme kabiliyeti omasına rağmen, yaran arasında araba sigortaları, ev mortgageleri, barbekü muhabbetleri, genel ailevi ve siyasi meseleler gibi harcıalem konular dışına çıkıp daha derin, tatminkar ve özgün sohbetlere, musahabe ve müzakerelere hangi düzeylerde vesile kılınabildiğidir!

……

Kişinin ahlakı ve gerçek karekteri öfke, telaş, panik, stres…gibi anlarda ortaya daha iyi çıkıyor ya, sosyal hareketlerin de öyle.
Havuz medyasının kara propaganda ve iftiralarına, Hizmet Hareketi’nden kimi insanlar, özellikle sosyal medyada, aynı üslupla cevap verme yolunu ihtiyar etti. Arsız kadar cesur olamayacaksak yaklaşımı, Hizmet’in o bildik dengeli ve dengeleyici üslubunda kimi tavizlere sebebiyet verdi. Acizane, başından beri üsluptan taviz vermeden, söylenmesi gereken her şeyin söylenmesi yolunu tercih ettim. İşte bu üslubun ne ve nasıl olması gerektiği de yeterinde ele alınmadı, irdelenmedi. Ortalıkta sadece düşünceyi boğan üslup zaptiyeleri türedi.

Yine de insafla kaydetmek gerekir ki, bunca çirkeflige ve ağza alınmayacak küfürlere, tezyif ve tahkirlere rağmen, Hizmet Hareketi’nden bir kaç minor misal müstesna, küfür işitilmedi. Bu tür muarazalarda üslubumuz namusumuzdur sözüne umumiyetle sadık kalındı.

Sürecin başlarında kısmen daha agresif ve savunmacı bir üslup sergiyen Hareket, zamanla maruz kaldığı tüm zorbalıklara rağmen, kimi zaman daha umarsız, nüktedan ve müstağni, kimi zaman da zalimin pervasızlığına ve aymazlığına cevaben daha cesur bir dil ve üslup koydu ortaya.

…….

Fethullah Gülen, dil ve üslupta, bütün bir dini heyecan ve helecanına rağmen, mülayemet ve kavl-i leyyin sahibi bir hatip.
Yayımlanan kimince mülaane kimince de beddua olarak tavsif edilen sohbeti,  Havuz medyası tarafindan başarıyla kara propagandaya malzeme yapıldı. Bu sohbet de Hareket’in süreçte tonunu, dil ve üslubunu belirleyen önemli parametrelerden biri oldu: Zulmü, Allah’a havale eden meydan okuyucu bir üslup.

….

Hizmet ile kurumsal bir irtibatı olmayan ama kendisini Hareket içinde gören veya Hareket’e sempati besleyen kimi insanların da, özellikle sosyal medyada “uygunsuz” dil ve üslup kullandıkları görüldü. Bu da Hizmet’teki çoğunlukça tasvip edilmedi.
Üslupta ayarı tutturamayan kimi genç kuşaklar, Hareket’in “ağır ve tecrübeli  abileri”nce eleştirildi. Ama sosyal medya çağında, post-postmodern çağda herkes herşeyi söyleyebilmekte.
Hizmet Hareketi içindeki çoğunluk, daha önce sosyal meselelerle ilgili olarak sıklıkla kullandığı yuvarlak, yüzeysel, komplocu bakan genel ifadelerden uzaklaştı; onun yerine daha net ve anlaşılır konuşmaya başladı.
Evet,idare-i maslahattan içtinap edilmeli. İnsanlar birbirleriyle daha cesur konuşmalara, önyargısızca, empatiyle girişebilmeli, dahası birbirini sonuna kadar dinleyebilmeli. Üslub sadece konuşurken değil, belki de en güzel dinlerken belli oluyor.


Üslub-i beyan aynıyla insandır diye tercüme etmiş Recaizade Bacon’dan.
Üslubumuz sadece namusumuz değil, tastamam kendimizdir de...
Bununla birlikte,artık üslup tartışmalarının bir adım ötesine geçilmeli.
Herkes istediğini üslub-i münasiple beyan edebilmeli.  Kimse kimsenin sadakatini sorgulamamalı, çetelesini tutmamalı.

Yukarıda da değinildiği üzre, tebarüz etti ki, Hizmet’te birden fazla ses var, binlerce ses var.
Ne büyük bir zenginlik! Bu çeşitlilik Hareket’in birlik ve beraberliğini bozmaz; onu amacından saptırmaz, bilakis şakirdan arasındaki uhuvveti ve münasebetleri güçlendirir; Hareket’in gidişi daha sağlam bir istikamete sokar. 50 yıllık Hareket, bu olgunlukta ve keyfiyette. Üslubun haddinden fazla önemsendiği ortamlarda sadece düşüncel durağanlık yaşanmaz, alınma, gücenme de çok olur ve otantik münasebetler kurulamaz. Büyüme olmaz, daralma olur!